Büzülme-Genleşme

Büzülme-Genleşme[pdf]

Madde-Cisim-Malzeme-Eşya

 Evimizde, okulumuzda ve çevremizde bir çok madde ve bu maddelerden yapılmış çeşitli eşyalar görürüz.
 Bu maddelerden bazıları hiç bir değişikliğe uğramadan aynı şekilde kalmışken bazıları değişikliğe uğrayarak cisim, malzeme yada eşya haline getirmişlerdir.
 MADDE
 Belli bir hacmi ve kütlesi olan her varlık bir maddedir.
 Taş, toprak, ağaç, metal, cam, plastik, kağıt, kum gibi varlıklar birer maddedir.
 CİSİM
 Maddenin biçimlendirilmiş şekline cisim denir.Bardak, silgi, kalem, kitap, bıçak, oyuncak, masa, ampul çeşitli maddelerden yapılmış cisimlerdir.
 MALZEME
 Bir yada birkaç tanesini bir araya getirdiğimiz ve bir tüketim maddesine dönüştürdüğümüz maddeler malzemeleri oluştururlar.
 Un, tuz, su, maya gibi maddeler ekmeği oluşturan; kereste, çivi, tutkal gibi maddeler masayı oluşturan; çimento, kum, su gibi maddeler betonu oluşturan malzemelerdir.
 EŞYA
 Evlerimizde, okulumuzda ve daha bir çok yerde kullandığımız koltuk , halı, sandalye, çanta, kalem, silgi, ayakkabı, gömlek gibi cisimler birer eşyadır.
 ALET
 Maddeleri şekillendirmek, bir el işini yada onarımı gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış cisimlere alet denir.
 Pense, tornavida, çekiç, tığ, oklava, kepçe birer alettir.

Maddelerin Özellikleri

 Maddeler yapılarına göre bazı özellikler gösterirler.
 Mıknatıslık, suda batma yada yüzme özelliği maddelerin bu özelliklerindendir.
 
 MIKNATISA ÇEKİLME
 Mıknatıs demir, kobalt, nikelden yapılan maddeleri kendine çeker.
 Bu tür maddelerden yapılan çivi, toplu iğne, ataç raptiye gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilirler. Ağaç, cam, alüminyum, kauçuk gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilmezler.
 Mıknatıs demir dürü maddeleri çeker.
 
 SUYU ÇEKME-ÇEKMEME ÖZELİĞİ
 Bazı maddelerin su gibi sıvı maddeleri emme özelliği vardır.
 Bu durum maddelerin gözenekli bir yapıya sahip olmasından kaynaklanır. Sünger, el bezi, kağıt peçete yada kağıt havlu gibi cisimler suyu emerken, plastik mermer, seramik, cam, tahta, metal cisimler suyu emmezler. Elbezi suyu çeker.
 
 SUDA BATMA-YÜZME ÖZELLİĞİ
 Maddelerin bazıları suda batmaz ve su üzerinde yüzerler. Şişe mantarı, plastik köpük, kağıt, tahta gibi maddeler suda batmazlar.
 Metal para, silgi, taş, seramik ve cam parçaları suda batarlar
 Şişe mantarı suda yüzerken metal para batar.

Maddeyi Niteleyen Özellikler

Çevremizde insanlar, hayvanlar, dağlar, ağaçlar, taşıtlar, eveler, taş, toprak gibi milyonlarca sayıda canlı yada cansız varlık görürüz.
Canlı yada cansız olsun tüm bu varlıklar birer maddedir.
İşinde bulunduğumuz evremde hacmi ve kütlesi bulunan her varlık bir maddedir . Maddeleri ve maddelerden yapılmış cisimlerin özelliklerinin duyu organlarımızla algılıya biliriz.

Çileğin tadını yiyerek anlayabiliriz.
Kolonyayı kokusundan anlaya biliriz.
Mermerin sertliğini dokunarak anlaya biliriz.
Duyu organlarımızla aldığımız maddeleri saydamlık-opaklık-matlık, sertlik- yumuşaklık, esneklik- berklik, salamlık- kırılganlık gibi özellikleriyle niteleriz.

SAYDAMLIK OPAKLIK
Işığı geçiren maddelere saydam, ışığı geçirmeyen maddelere opak maddeler denir. Cam, su, bazı plastik maddeler, hava saydam maddelerdendir. Tahta, demir, kitap, duvar, çelik tencere gibi maddeler ise opak tır.Bazı badeler ise ışığı tam olarak geçirmezler.
Bu tür maddelere yarı saydam maddeler denir.
Buzlucam, defter yaprağı, şeffaf poşetler, ışıklandırmada kullanılan kapaklar yarı saydam maddelere birer örnektir.

PARLAKLIK-MATLIK
Altın, gümüş, çelik çaydanlık, mermer, cilalı mobilya gibi cisimler parlak; halı yazı tahtası, silgi, kumaş gibi cisimler mat tır.

SERTLİK-YUMUŞAKLIK
Çevremizde gördüğümüz ve kullandığımız madde yada cisimlerin bazıları sert, bazıları yumuşaktır.
Taş, demir, tahta gibi cisimler sert, hamut, sünger, pamuk, lastik gibi cisimler yumuşaktır.

ESNEKLİK-BERKLİK
Lastik gibi maddelere kuvvet uygulayarak şekilden şekle sokabiliriz. Ancak esnek maddeler kuvvetin etkisi kalktığında eski şekillerine döner. Bu tür maddelere esnek maddeler denir.
Sünger, paket lastiği gibi maddeler esnektir.
Esnemeyen maddelere berk maddeler denir.
Kurşun kalem, mermer vazo, cam sürahi gibi berk maddeler esnetildiği zaman kırılırlar.
SUYU GEÇİREN-SUYU GEÇİRMEYEN
Bazı maddeler suyu geçirmezler. Bu tür maddeler suyun geçmemesi gereken durumlar. Şemsiye, sereyi örten naylon, su koyduğumuz bardak, çatıyı örten kiremit bu amaçla kullanılır.
Pamuk ve yünden yapılmış kumaşlar, toprak ve kum suyu geçiren maddelerdir. Şemsiyenin malzemesi suyu geçirmez.

KOKULU-KOKUSUZ
Çevremizde kokulu ve kokusuz bir çok madde bulunur.
Çiçek, meyve, kolonya, parfüm kokusu güzel;çöp kanalizasyon kokusu gibi kokular kötü kokulara örnek verile bilir.
Bazı maddeleri kokularından tanıya biliriz.
Hava, su, şeker, tuz, pirinç, can, demir, altın gibi bir çok maddelerin kokusu yoktur. Bu maddeleri koklayarak tanıyamayız.
Çiçekler güzel kokarlar.

KATI-SIVI
Katı yada sıvı bir çok madde vardır. Kalem, sıra, cam, taş, odu, kömür, duvar, çanta, kitap gibi maddeler katı maddelerdir.
Su, sıvı yağlar, kolonya, benzin, meyve suyu, süt, sirke gibi maddeler ise sıvı maddelerdir. Bu maddeleri görerek yada dokunarak tanıya biliriz.
Su sıvı bir maddedir.

PÜRÜZLÜ-PÜRÜSSÜS
Bazı madde yada elimizle dokunduğumuzda pürüzlü yada düzgün olduğunu anlaya biliriz. Taşın, tuğlanın, toprağın, ağaç gövdesinin, zımparanın yüzeyi pürüzlüdür. Cilalı bir masanın, camın, toprağın, televizyon ekranının, yere döşenmiş seramiğin yüzeyi pürüzsüzdür.
Ağaç gövdesi pürüzlüdür.

Maddenin Halleri

Doğada maddeler katı, sıvı ve gaz olmak üzere 3 halde bulunurlar.

1- KATI MADDELER
Belirli bir şekli ve hacmi olan maddelere katı maddeler denir. Dışarıdan bir etki olmadıkça katı maddelerin şekli ve hacmi değişmez. Taş, tuğla, tahta, silgi, kaşık, çatal, kitap, masa, televizyon gibi madde ve cisimler katı maddelerdendir.

2- SIVI MADDELER
Kullandığımız su, akarsular, göller, denizler, sıvı yağlar, meyve suları, süt, benzin, sirke gibi maddeler sıvı maddelerdir. Sıvı maddelerin belli bir şekli yoktur. Bu nedenle konuldukları kabın şeklini alırlar. Hacimleri bellidir. Ancak ısı etkisiyle hacimleri değişebilir. Sıvı maddeler akışkanlık özelliğine sahiptir.
Sıvı olmadıkları halde sıvı gibi akan maddelerde vardır.

Toz şeker, tuz un, toz deterjan, ince kum gibi maddeler konuldukları kabın şeklini alırlar. Bir kaptan başka bir kaba sıvı gibi aktarıla bilirler. Bu tür maddelerin sıvı gibi görünmelerinin nedeni çok küçük taneciklerden oluşmalarıdır.
3-GAZ MADDELER

Soluduğumuz hava, yakıt olarak kullandığımız doğal gaz ve likit petrol gazı ( LPG), kolonyanın, parfümün, soğanın kokusu, su buharı gaz halindeki maddelerdendir. Gaz maddelerin belirli bir hacmi yoktur. Gaz maddeler bulundukları kabı ve ortamı tamamen doldururlar.
Diğer bir özelliği de sıkıştırıla bilmeleridir. Örneğin araba lastiklerinin, topların içinde sıkıştırılmış hava bulunmaktır.

Makas, cetvel, silgi, kalem, kalem tıraş katı maddelerdir.
Su, sıvı yağ , sirke, süt sıvı maddedir.hava gaz maddelerden oluşmuş bir karışımdır.
Şeker, tuz ve çay gibi maddeler sıvı maddeler gibi akışkandırlar.

Yakıt olarak kullandığımız mutfak gazının sıkıştırılarak sıvı haline getirildiği, havayla temas ettiğinde tekrar gaz haline geddiğini BİLİYORMUYDUNUZ?
BİLELİM
Tüm spreyler çakmaklardaki gaz maddeler sıkıştırılarak sıvı hale getirilmişlerdir.

 

Hal Değişimi

Maddeler ısı etkisi ile hal değiştirebilirler. Su yeterince soğuduğunda donar, buz halini alır. Buz suyun katı halidir. Çeşmeden akan su, dereler, göller ve denizler suyun sıvı haline örnektir. Kaynamakta olan çaydanlıktan çıkan su buhar ise suyun gaz halidir.
Dondurma ve çikolata sıcağın etkisi ile erimeye başlar.
Erime ve Donma :
Katı bir maddenin sıvı ısı alarak sıvı hale gelmesine erime denir. Sıvı bir maddenin ısı kaybederek katı hale gelmesine donma denir.
Erime ve donma birbirinin tersidir. Katı haldeki çikolatayı ısı etkisi ile eritip kalıplara döktüğümüzde çikolata ısı kaybeder. Donar ve tekrar katı hale gelir.

Buharlaşma ve Yoğuşma :
Sıvı bir maddenin ısı etkisiyle gaz haline gelmesine buharlaşma denir. Çaydanlıkta kaynayan sudan çıkan buhar suyun gaz haline iyi bir örnektir.
Gaz halindeki bir maddenin ısı kaybederek tekrar sıvı hale gelmesine ise yoğuşma denir. Çaydanlıktan çıkan su buharına soğuk tencere kapağını tuttuğumuzda su buharı tencere buharında ısı kaybeder ve su damlacıkları oluşur.

Doğada Su Döngüsü

Yeryüzündeki sular yerle gök arasında durmadan devam eden bir döngü içindedir. Bunun nedeni suyun halden hale geçmesidir.
Güneşin etkisiyle buharlaşan sular gök yüzünde bulutları oluşturur. Bulutlar çok küçük su damlacıklarından oluşur. Soğuk bir hava tabakasına rastlayınca ısı kaybettikleri için bulutlardan yoğuşma çoğalır. Yoğuşmayla ağırlaşan su damlacıkları yer yüzüne doğru düşmeye başlar. Buna yağmur denir. Bazen soğuk hava tabakası buluttaki su damlacıklarını doldurur. Bu durum kar yağmasına neden olur. Dolu ise yağmur damlalarının daha soğuk bir hava tabakasına rastlayarak donması sonucu oluşur. Yeryüzüne yağışlarla tekrar dönen su yine Güneşin etkisiyle buharlaşarak gökyüzüne yükselir. Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.

Yeryüzünün %71’nin sularla kaplı olduğunu bu suların yalnızca %3’nün içilebilir olduğunu BİLİYOR MUYDUNUZ?

Yeryüzündeki içilebilir nitelikteki %3 oranındaki suyun %1’nin bulutlarda, %1’nin ise ulaşılamayacak yerlerde olduğunu, insanların ancak kalan %1’lik kısmında yararlanabildiğini BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

Bozulma

 Doğada bazı katı maddeler ısı etkisiyle sıvı hale geçebilirken, bazı maddeler geçemezler. Örneğin şeker, tuz, un gibi maddeler ısıtıldığında farklı bir maddeye dönüşür. Bu olaya bozunma denir. Bir tüp içine koyduğumuz şeker ispirto ocağında ısıttığımızda bozulma olayını gözlemleyebiliriz

 

KİMYA

 

ilköğretim 5. sınıf kimya konuları

KİMYA SUNUMUMADDENİN DEĞİŞİMİ VE TANINMASI :Yağmur niçin yağar ? Sıcak havalarda yağmur yağarken soğuk havalarda kar yağmasının nedeni nedir ? Yağan yağmur ve kar sularına ne oluyor ki yerler kuruyor ? Yağan yağmur suları ve eriyen kar sularının bir kısmı toprak tarafından emilir, bir kısmı akarsulara karışır, bir kısmı da çukur yerlerde su birikintisi oluşturur. Güneş çıktığında toprak kurur, su birikintileri giderek küçülüp kaybolur. Yeryüzündeki sular küçük damlacıklar halinde havaya karışır. Bu damlacıklara su buharı diyoruz. Suyun küçük damlacıklar halinde havaya karışmasına buharlaşma diyoruz. Havadaki su buharını, soğuduğu zaman su damlacıkları hâlinde görebiliriz. Su buharının su damlacıkları hâlinde görülmesine yoğunlaşma denir. YAĞIŞLAR NASIL OLUŞUR ? Yeryüzündeki sular ,Güneş’in etkisiyle buharlaşır ve yükselir. Yükseklerde bulunan soğuk hava Su buharını çok küçük su damlacıklarına ya da buz kristallerine dönüştürerek bulutlar oluşur. Küçük ve yere düşmeyecek kadar hafif olan su damlacıkları havanın etkisiyle gökyüzünde dolaşır. Su damlacıkları birleşerek büyüyüp ağırlaştığındayağmur olarak yere iner.

Yüksek bulutlardaki su damlacıkları, soğuk havanın etkisiyle minik buz taneciklerine dönüşür. Bunlar, birleşerek yeterli büyüklüğe ulaştığında kar taneleri şeklinde yeryüzüne düşer.

Yağmur damlaları fırtına nedeniyle donar. Yere doğru inerken hava akımları bunları bir aşağı bir yukarı sürükleyerek daha büyük buz parçaları hâline getirir. Ağırlaşan buz parçaları yere düşer. Buna dolu denir.
Havadaki su damlacıkları yeryüzüne yakın yerde soğuduğu zaman sis oluşur.
Havadaki su buharı, taş toprak ve yaprak gibi soğuk katı maddeler üzerinde gece yoğunlaşarak su damlacıklarına dönüşür. Bu damlacıklara çiy denir. Daha çok ilkbahar ve yaz mevsimlerinde sabah erken saatlerde görülür.

DOĞADA SUYUN DOLANIMI

Yeryüzündeki sularda, güneş enerjisinin etkisiyle sürekli buharlaşma olur.
Atmosfere yükselen su buharı, atmosferin soğuk tabakalarında yoğunlaşarak yağmur, dolu, kar şeklinde tekrar yeryüzüne döner. Bu olaya suyun doğal dolanımı denir.
Yeryüzündeki suların buharlaşması ile yoğunlaşması arasında bir denge vardır.
Tabiatta suyun dolaşımı ve sürekliliği, güneş enerjisi ile sağlanır. Çünkü buharlaşma ve yoğunlaşmanın gerçekleşmesi için ısınma – soğuma gerekir.

Bulutlar nasıl oluşur ?
Buharlaşma ile yoğunlaşmanın oluşmasını sağlayan temel şart nedir ?
Havadaki su buharının yoğunlaşması sonucunda gerçekleşen yağış türleri nelerdir ?
Doğadaki su dolanımını resim üzerinde açıklayınız.

Enerji Kaynağı Güneş

Güneş ışınları aniden yok olursa Dünya’ya neler olur ?

Güneş, merkezinde meydana gelen patlamalar sonucunda büyük miktarlarda enerji üretir. Ürettiği enerjinin büyük bir kısmı uzayda kaybolur. Bu enerjinin çok az bir bölümü ısı ve ışık olarak Dünya’ya gelir. Güneş Dünya’mızdaki hayatın devamını sağlar. Işığı,bitkilerin besin ve oksijen oluşturmasını sağlar. Isısı atmosferi ısıtır, buharlaşma ve yoğunlaşmayı sağlar. Yeryüzündeki bir çok enerjinin kaynağıdır.
Güneş ışınları, yeryüzündeki suları ısıtır ve buharlaştırır. Su buharları yoğunlaşarak yağmur, kar,dolu olarak tekrar yeryüzüne iner. Akarsuları oluşturur. Güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren piller yapılmıştır. Bu piller, hesap makinesi ve saat gibi araçlarda kullanılır. Bitkiler enerjisini üretmek için güneş enerjisinden yararlanır.

Güneş enerjisi, güneş panelleri yardımıyla toplanarak ısıya dönüştürülür ve bu yolla sıcak su sağlanıp konutlar ısıtılır ve sıcak su ihtiyaçları karşılanır. Yakıt olarak kullanılan odun, kömür ve petrolden elde edilen ısı enerjisinin kaynağı da Güneş’tir.

Isınan hava genleşir ve yükselir. Sıcak ve soğuk havanın yer değiştirmesiyle rüzgâr oluşur. Rüzgâr gücü ile elektrik üretilir. Bunu sağlayan güneş enerjisidir.

Güneş enerjisi, ışınlar hâlinde yayılır. Katı, sıvı ve gaz maddelerin üzerine düşerek ısınmalarını sağlar. Kış mevsiminde güneş ışınları Dünya’ya yeterince dik
gelmez. Kışın havaların ve suların soğuk olmasının nedeni budur.
Sıcaklığı farklı olan maddeler birbirine temas ederse, sıcaklığı yüksek olan maddeden düşük olan maddeye doğru ısı akar. Isı alışverişi, her iki maddenin sıcaklığı eşit olduğunda sona erer.

YAKITLAR
Bulunduğumuz ortamı ısıtmak için hangi araçları kullanırız ?
Isıtmada kullandığımız araçlardan nasıl ısı elde ederiz ?

Bulunduğumuz ortamların ısınmasını sağlamak için soba, kalorifer gibi araçlar kullanırız. Bu araçlar yakıtların yanmasıyla ısı verir. Yakıtların yanması için oksijene ihtiyaç vardır. Oksijen olmadan yakıtlar yanmaz. Bazı yakıtlar doğada olduğu şekliyle bazıları da işlendikten sonra kullanılır. Linyit doğal olarak, petrol ise işlendikten sonra yakıt olarak kullanılır. Yakıtlardan sağlanan enerji; ısıtma,aydınlatma bazen de nesneleri hareket ettirme amacıyla kullanılır.

FOSİL YAKITLAR
Fosil yakıtlar, çürüyen tarih öncesi bitki ve hayvanlardan milyonlarca yılda oluşmuş, kömür, petrol ve doğalgaz gibi yakıtlardır. Fosil yakıtlar yenilenebilir kaynaklar değillerdir.

Isı enerjisi elde etmek için kullandığımız yakıtların büyük bir kısmı fosil yakıtlardır. Fosil yakıtlar ; birikmiş güneş enerjisinin depo edilmiş şeklidir. Bitki ve hayvanların kalıntılarıyla oluşur. Oluşumları milyonlarca yıl sürer. Genellikle kaya katmanlarının altında sıkışmış ve gömülmüş olarak bulunur.

Kömür, bataklıklardaki bitkiler ve bitkisel atıklardan oluşur. Kömürlerin oluşması milyonlarca yıl sürebilir.
Petrol, hayvan ve bitki atıklarından oluşmuştur. Karaların hemen altında ya da deniz altındaki yataklarda bulunur.
Doğal gazda petrol gibi karaların altındaki boşluklarda ya da deniz altında bulunur.

 

Yakıt olarak kullanılan odun, bitkilerden elde edilir. Bitkiler büyümeyi, gelişmeyi ve besin yapmayı güneş enerjisi ile gerçekleştirir. Bu enerjiyi depo eder. Odun yakıldığında bu enerji, ısı enerjisine dönüşür.

Fosil yakıtlar nasıl oluşmuştur ?
Fosil yakıtlar hangi amaçla kullanılır ?
Fosil yakıtlar nasıl çıkarılır ve taşınır ?
Fosil yakıtlar tükenir mi ?
Fosil yakıtlar nasıl kullanılmalıdır ?

ISI : Isı bir enerjidir. Diğer enerjilere dönüşebilir. Isı birimi joule (jul) olup kısaca ( j ) ile gösterilir.
SICAKLIK : Sıcaklık bir enerji türü değildir. Birimi celsius (selsiyus)’tur. C ile gösterilir ve termometre ile ölçülür.
Günlük hayatta ısı enerjisi birimi olarak kalori de kullanılır. Kısaca ( cal ) ile gösterilir.

ISINMA – SOĞUMA
Isının maddeler üzerindeki en belirgin etkisi ısınma ve soğumadır.
Isınan maddelerin sıcaklığı artar, soğuyan maddelerin sıcaklığı azalır.
Yazın elektrik ve telefon telleri sarkar, kışın ise gerginleşir. Bunun nedeni tellerin ısınması ve soğumasıdır.
Maddeler ısıtıldıkça genleşir, hacmi büyür. Bu duruma genleşme denir.
Katılar, ısıtıldıklarında az genleşir.
Sıvılar, ısıtıldıklarında katılardan fazla genleşir.
Gazlar, ısıtıldıklarında katılardan ve sıvılardan daha fazla genleşir.

ısınma
———->
BÜZÜLME GENLEŞME
< ———-
soğuma

Maddeler soğutulduğunda hacmi küçülür.
Maddelerin hacimce küçülmesine büzülme denir.
Katılar, sıvılara göre daha az büzülür. Gazlar ise hem katılardan hem de sıvılardan daha fazla büzülür.
Genleşme ve büzülme birbirinin tersidir.
Her maddenin genleşme oranı farklıdır.
Bazı maddeler az, bazı maddeler çok genleşir.
Çok genleşen madde çok büzülür, az genleşen madde az büzülür.

Genleşme ve Büzülmenin Olumsuz Etkileri
Katı cisimler ısıtılır ve aniden soğutulursa çatlayıp kırılabilir.
Metal ve metalden yapılmış cisimler, ısı aldıklarında genleşir. Böyle cisimler, genleşmek için uygun yer bulamazsa eğilip bükülür, kırılır.
Genleşme oranı dikkate alınmadan çekilmiş elektrik ve telefon tellerinden kışın kopmalar,yazın sarkmalar görülür.
Demir yolu rayları, ısının etkisi düşünülmeden döşenirse eğilip bükülür ve kazalara neden olur.

Genleşme ve Büzülmenin Olumlu Etkileri
Sıcaklığı ölçmek için kullandığımız termometreler, sıvıların genleşmesinden yararlanılarak yapılmıştır.
Genleşme oranı farklı iki metalin kullanıldığı metal çiftlerinden yararlanarak termostat yapılır. Termostat, buzdolabının istenilen sıcaklıkta kalmasını sağlar.
Elektrikli fırınlarda, ütülerde sıcaklığı; kalorifer kazanlarında suyun sıcaklığını istenilen düzeyde tutmak için de termostat kullanılır.
Kapağı sıkışmış şişe ve kavanozlar, maddelerin genleşmesinden yararlanılarak kolayca açılabilir.
Sıvılar, ısıtıldığında ya da bulundukları ortamdan ısı aldığında buharlaşarak gaz hâline geçer. Sıvı, buharlaşırken ortamdan ısı alır. Bulunduğu ortamı soğutur. Bu olaya buharlaşma denir.
Gaz hâlindeki su buharı soğutulduğunda, sıvı hâle gelmesine yoğunlaşma denir. Gaz yoğunlaşırken ısı verir. Ortamı ısıtır.
Buharlaşma ile yoğunlaşma birbirinin tersidir.
Yıkanıp dışarıya asılan çamaşırlar, yaz mevsiminde daha çabuk kurur. Kış mevsiminde ise daha yavaş kurur.
Yaz mevsiminde yağmurların oluşturduğu su birikintileri kısa sürede buharlaşarak kurur, diğer mevsimlerde ise bu süreç daha uzundur.
Bu durumlar bize, sıcaklıkla buharlaşma arasında ilişki olduğunu gösterir.

K A Y N A M A
Aldığı ısı nedeniyle, sıvı maddelerin yüzeyinde yavaş yavaş buharlaşma başlar. Isınmakta olan sıvının sıcaklığı yükselirken buharlaşma devam eder. Sıvı belirli bir sıcaklığa ulaşınca yüzeye doğru kabarcıklar oluşur. Sıvının her tarafından buharlaşma başlar. Sıcaklık sabit kalır. Sıvının sıcaklığının sabit kalarak buharlaşmanın hızlı bir şekilde devam etmesine kaynama denir.

KAYNAMA BUHARLAŞMA:
*Belli bir sıcaklıkta olur.
*Sıvının her tarafında ve hızlı olur.
*Ortamdan ısı alarak gerçekleşir.
*Her sıcaklıkta olur.
*Sıvının yüzeyinde ve yavaş olur.
*Ortamdan ısı alarak gerçekleşir.

Sıvı hâldeki saf maddeleri ısıttığımızda sıcaklık yükselir. Sıcaklık, belli bir noktaya geldiğinde ısı verilmesine rağmen değişmez. Isı almaya devam eder. Sıvı kaynamaya başlar ve sıcaklığı sabit kalır. Bu sıcaklığa kaynama noktası denir.

Her saf maddenin kaynama sıcaklığı farklıdır.
Ortam ve koşullar değişmedikçe bir saf maddenin kaynama sıcaklığı her zaman aynıdır.
Saf maddeler kaynama sıcaklığına göre ayırt edilebilir.
Bilim adamları, kaynama sıcaklığını test ederek bir maddenin saf olup olmadığını ve türünü belirlerler.

ERİME VE DONMA
İlkbahar ve yaz mevsimlerinde bazen dolu, kış mevsiminde kar yağar. Soğuk havalarda ise yeryüzündeki su birikintileri buz hâline gelir. Kar, dolu ve buz, suyun katı hâlidir.
Dolu, kar ve buz ısının etkisiyle eriyerek tekrar su hâline gelir.
Suyun buz hâline gelerek katılaşmasına donma, buzun su hâline gelmesine erime denir.
Katı bir madde erirken bulunduğu ortamdan ısı alır.
Sıvı bir madde donarken bulunduğu ortama ısı verir.
Saf maddelerin erime ve donma sıcaklığı aynıdır. Saf bir madde hangi sıcaklıkta eriyorsa o sıcaklıkta donar.

YOĞUNLUK (BİRİM HACİM KÜTLE)

 

Maddelerin suda yüzmelerinin ya da batmalarının nedeni ağır ya da hafif olmalarından değildir. Ağır olan koca bir tomruk, su üzerinde yüzerken hafif olan küçük bir taş hemen batar. Bunun nedeni maddenin boyutlarına göre ağır ya da hafif olmasıdır.

Suda yüzme – batmanın tek başına kütle ya da hacimle ilgisi yoktur. Her ikisi ile birden ilişkisi vardır.
Cismin kütlesi büyük, hacmi küçük olursa batar.
Bir cismin suda batması için daha ağır olması önemli değildir. Maddenin yoğun olması önemlidir.
Suda batan madde, yüzen maddeden daha yoğundur.
Her maddenin yoğunluğu, 1 ml hacmindeki kütlesi tartılarak bulunur.
Maddenin 1 ml hacmindeki kütle miktarı yoğunluk ya da birim hacim kütle diye tanımlanır.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s